binbir türlü revontulet halleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
binbir türlü revontulet halleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20100901

Yağmurlu günlere depresiflik yakışıyor

Gece yatağıma uzanıp, uykum olmadığı halde gözlerimi kapatıp kendimi zorladığım anlar var ya, işte o anlar dünyanın en güzel yazıları geliyor aklıma. Ama biliyorum ki o an açsam gözlerimi, o dünyadan kopsam hiç biri olmayacak artık. İşte o anlarda düşünüyorum ki tüm güzel şeyler orda hayallerde, gözlerimi kapadığımda gittiğim harikalar diyarında. Bu dünya mı? Buraya sadece çirkinlikler kalmış. Güzellik sadece o çirkinliklerden çıkmış az çirkin.

20090920

Bilemiyorum bir çok şeyi ben

2 bucuk ay geçmişken yeniden valiz hazırlama evresine girmek bir tuhaf yapıyor adamı. Şimdi daha yeni alışmışken buraya diyorlar ki vakti geldi göç mevsiminin. Bir yıl öncesinin yabancılığı yok artık hoş geçen gün gittiğim istanbul sanki bana merhaba yabancı der gibiydi. Haftada 3-4 kez bindiğim metroda yönleri karıştırdım, otobüse binerken 100 defa düşündüm doğru mu ulan acaba diye. Aslında beni korkutan değil ki İstanbul ne var ona alışmakta, beni huzursuz eden yurdumdur. 2 bucuk ay öncesi kovmuştu beni bağrından, şimdi yeniden açmış kucağını bekler. Farklı bir oda, farklı insanlar, bambaşka bir yıl. Üstelik sınıfım da başka. Bi yaş da olsa gelen veletler ufak gelecek gözüme biliyorum, yakıştıramayacağım kendimi o sınıfın hiç bir köşesine.

Korkak yapıyor yeni başlangıçlar insanı. Bilmiyorsun ya hiç bir şey, merak kaplıyor hani içini heh işte en fena duygu bu. Korku veriyor insana. Ufff 2 bucuk ayımın her günü İstanbul'u istiyorumla geçti iş ciddiye binince de böyle iyiydi ya modu bindi üstüme. Hoş yapacak bi'şey de yok ya hayıflanmak da bi zarar getirmez hani.

Bu kollar iki valiz taşımaz dostum en iyisi mi sıkıştırmak hepsini bi tanesine. Uğraşmak gerek şimdi. Amağğn var daha 2 gün yapılır ki bi ara.

20090913

Durduramıyoruz sürekli değişiyor.

Nerde boş bir iş var, üşengeçlere uygun bir ilgi alanı var anında orda bitiyorum ben. Şimdi de yeni bir boş iş buldum kendime. Orda burda blog, lookbook filan gezip moda takip ediyorsun. İyi hoş aslında da pek yaramadı bu bana. Bakın eski boş işler uzmanı revontulete bakalım siz de farkedeceksiniz bunu.

İlk olarak çoooook önceleri siyasetçi revontulet vardı. Asi filandık işte. Sonraları müzikçi revontulet,fotoğrafçı filan derken bi sürü x revontulet oldu geçmiş yıllar çöplüğümde. Bu eski boş işler daha uygundu işte bana. Mesela siyasetçi olan revontulet solcuydu, devrimciydi. Bu adamın parayla pulla alakası olmaz. Anca yazar, okur, çizer, internet devrimciliği filan yapar. Müzikçi desen tek iş last.fm'den grupların benzerini bul torrent veya rapidshareden indir. Tam üşengeç işi. Ama pirim daha önce dediğim gibi bu moda işi aştı beni. Dergi karıştır, blog bul, siteleri gez helak oldum vallahi. Hem maddi hem manevi etkiledi bu beni. Bir yanda beğendiğin almak istediğin bi'sürü ciciler, diğer yanda 14 yaşında olup ablan kadar gösteren veletler.

Boş işler uzmanı olarak diyeceğim odur ki uzak durmak gerek bu meretten. Üşengeçlik kurallarını bozuyor bi kere. Tüü moda kaka moda. Neyse yeter bu kadar ifşa, rezil ettik kendimizi. Bakayım sevgili bloggerlarım yeni bi'şeyler eklemişler mi?



Engel olamadım yazdım bu notu: Ne dandik olmuş ulan bu siyasetçi, müzikçi filan. ahaha.

20090601

stop!


mutluluk, huzur, sevgi gibi konularda düşünmek ne boştur ey dost. yaşamak varken doyasıya neden düşünür ki beyin umutsuzca. dur diyince dursa ya. işte istediğim tek şey budur benim.

20090324

hay may firends

evcilik oyunu güzeldir. daha da güzeli 19 yaşındayken oynayıp sonradan gerçek olması. işte budur hayatımı mükemmelleştiren.

20090217



... and snow was falling
as to many was hidden.

20090207




ted'in dediği gibi "X" bu filmi(Star Wars) beğenmezse onunla evlenemem. ve barney hayatım n'olur o stormtrooperı bana hediye et.

bu how i met your mother ne müthiş bir dizidir ki sürekli star wars geçmekte dialoglarda. ve en sonunda yapmışlar yapacaklarını birinci bölümüyle 4. sezonun. her yerinden bir star wars şeysi taşıyordu yahu. özellikle kadınların efendi adam yerine piç tercihi genellemesini ben için de geçerli kılan barneyciğimin stormtrooperı ayrı bir müthişti.

*how i met your mother season4episode1
*"x" dizide stella olup benim hayatımda bilinmezdir.

20090203

vb.

kendimizi ifade edemediğimiz zamanlar çoktur. nasıl anlatsam içimdekileri diye düşünür dururuz. bazen bu işi hiç tanımadığımız adını bazen duyup, bazen duymadığımız kişiler daha iyi yaparlar.

mesela diyelim ki feci aşık olduk birine. ama karşılıksız. anlatamıyoruz da içimizdekileri. kimse anlayamaz modunda dolaşıyoruz. birden gözümüze werther takılır tüm acısı ve sevgisiyle. ve der ki;

"ey ulu tanrım! önce akıl sahibi olup sonra onu kaybetmedikçe mutlu olmamak insanların kaderi midir?"

ya da diyelim ki yalnızlığı yaşıyoruz bir süredir. keşke şuan yanımda olsaydı biri diye başlayan cümleler donatmış hayatımızı. o vakit de paris, je'tamie'den o sahne gelir önümüze.

"bazen bu hayatı paylaşacak birinin olması iyi olur diye düşünüyorum. mesela, bir gökdelenden aşağı paris' e bakarken, birilerine 'ne kadar güzel, değil mi?' demek istiyorum. ama kimse yok." der kadın eyfel kulesinden aşağı bakarken, bizim yerimize.

ve son olarak;

melinda sen hep olacaksın. ama sue o kadar üzülmemeli çünkü eminim o da bir melinda aslında.

*die leiden des jungen werthers
*Paris, je t'aime

20090128

söz gelişi bir umacı değilim ben,
bir törensel korkuluk da değilim,
-üstelik bugüne değin, erdemli diye
saygı duyulan insan türüne
aykırı bir yaradılıştayım.
söz aramızda gururumu kabartan da
bu durum olsa gerek.
bilge dionysos'un çömeziyim ben,
bir ermiş olmaktansa bir satır olmak
yeğdir benim için.
bu yazı okunsun yeter.
bu yazı, apaçık,
insansever bir tutum içinde,
bu aykırılığı sergilemekten başka
bir amacım yoktur;
insanlığı "düzeltmek",
verebileceğim son söz olurdu sanırım.


demiş Friedrich Nietzsche

20090123

sms paketinde kalan kısa mesaj:



ben, şimdi, odamda böyle boşboş otururken düşünmeden edemedim. hayatımıza insanlar sokuyoruz farklı farklı. çoğuna da buyur sevdim seni geç şöyle demiyoruz ya da diyemiyoruz ya. işte ben bu durumdan pek memnunum çoğunluğun aksine. şimdi bana kalsa hiç arkadaşı olmayan saf salak insanın biri olur çıkardım hani. yanlış anlama olmasın ergenim farklıyım kimse beni anlamıyordan daha çok amaan n'apsın bunlar beni tribinden kaynaklanırdı bu durum. belki de önceki yaşadıklarımdan ders aldım havalarında yaklaştırmazdım yamacıma kimseleri. işte böyle tripkar hallerdeyken ben, buldukları açıklıklardan giriverdiler içeriye.ne iyi de ettiler. hoşgeldiniz eşşekler. sefa getirdiniz.


*ayrıca imkansız die de bişi yoktur.

20081119

Temmuzdan


Jean-Paul'dan okumak, Paris, je t'aime'den izlemek Fransa'yı ve fransızcayı Françoise Hardy'den işitmek... O kadar duru,akıcı ve gerçek ki karşınızda duranlar İspanya evladı benim aklımı çelmiyor değil.